“Güneş Paneli Üretimiyle Avrupa'da Birinci, Dünyada Dördüncü Sıradayız”

Bakan Dönmez, kaynağın yerli, teknolojinin ithal olduğu yerde enerji bağımsızlığının olamayacağını belirterek, "Güneş enerjisinde yüzde 75, rüzgar ve biyokütle enerjisinde yüzde 65, jeotermal enerjide ise yüzde 55 oranında yerli teknoloji üretimine sahibiz." dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Kocaeli'nin Gebze ilçesindeki Bilişim Vadisi'nde düzenlenen MMG-EURITECH Avrasya Ar-Ge, İnovasyon & Teknoloji Zirve ve Sergisi'ne katıldı.

Yenilenebilir enerjinin son dönemde enerji teknolojilerinin yerlileştirilmesi adına en fazla adım atılan sektörlerden biri olduğunu ifade eden Dönmez, “bugün güneş enerjisinde yüzde 75, rüzgar ve biyokütle enerjisinde yüzde 65, jeotermal enerjide ise yüzde 55 oranında yerli teknoloji üretimine sahibiz. Avrupa ve Orta Doğu'nun ilk ve tek entegre güneş fabrikası bugün Türkiye'de tam kapasite faaliyet gösteriyor. Organize sanayi bölgelerimizde son yıllarda güneş enerjisi paneli ve ekipmanlarını üreten fabrikalarımızın sayısı çoğalıyor. Bugün, 7 bin 960 megavatlık güneş paneli üretimiyle Avrupa'da birinci, dünyada dördüncü sıradayız. Hedefimiz inşallah dünyada ilk üçe girmek. Sektörümüzün altyapısı, dinamizmi buna müsait. Bu hedefimize de en kısa sürede ulaşacağız."

Güneş enerjisinde sadece teknoloji üretimi gerçekleştirmediklerini aktaran Dönmez, birçok şirketin yurt dışına güneş enerjisi yatırımlarıyla ilgili danışmanlık hizmeti verdiğini anımsattı.

Bakan Dönmez, bu gelişmelerin 8 yıl gibi kısa sürede gerçekleştiğini dile getirerek, "Bir diğer alanımız da rüzgar enerjisi. Rüzgar enerjisi güneş enerjisine göre daha sofistike, daha komplike bir teknolojiyi içeriyor. Rüzgar enerjisinin kritik parçaları olan rotor kanadı, türbin kulesi, bağlantı elemanları ve jeneratör parçaları gibi pek çok ekipman bugün yerli imkanlarla üretiliyor. Firmalarımız üretimlerinin önemli bir kısmını yurt dışına ihraç ediyor. Güneş ve rüzgar enerjisi teknolojilerini üreten bazı sanayicilerimiz bu sene için siparişlerini kapatmışlar. Şimdi üretim kapasitelerini artırmak için büyük çaba gösteriyorlar." şeklinde konuştu.

Jeotermal ve biyokütlede yerli teknoloji üretimi sayesinde bu tür yatırımların daha fizibıl hale geldiğine işaret eden Dönmez, jeotermal enerji üretimi için gereken gaz türbinini oluşturan egzoz, yağlama, bazı kontrol sistemleri, buhar enjektörü, jeneratör ve güç elektroniği aksamının Türkiye'de üretildiğini bildirdi.

"Sadece enerji alanında değil madencilikte de teknolojinin yerlileştirilmesi en büyük hedeflerimizden biri." diyen Dönmez, şöyle devam etti:

"Yaklaşık 4 yıl önce yeni bir madencilik stratejisi hazırladık. Stratejimizin özüne de katma değerli uç ürün üretimini koyduk. Dedik ki madenlerimizi sadece ham madde olarak ihraç etmeyeceğiz. Burada işleyeceğiz, ara ürün, uç ürün haline getireceğiz, ondan sonra ihraç edeceğiz. Bir madeni ham madde olarak ihraç ederseniz 1, uç ürün olarak ihraç ederseniz 24 kat kazanıyorsunuz. Bunun için gereken tek bir şey var. O da gerekli teknolojik altyapıyı kurmak.

Son zamanlarda maden ihalelerimize uç ürün odaklı tesis kurma şartıyla çıkıyoruz. Yani yatırımcıya diyoruz ki sahayı al, madeni çıkar, daha sonra çıkardığın bu madeni kuracağın tesiste işle. Uç ürün haline getir ve o şekilde ihraç et. Bugüne kadar uç ürün odaklı altın, gümüş, demir-pelet, bakır, alüminyum, çinko gibi entegre izabe tesislerini devreye aldık. Uç ürün odaklı en önemli tesislerimizden biri bor karbür tesisimizi de bu yılın sonunda devreye alacağız. Bor karbür özellikle savunma sanayimiz için son derece kritik madde. Daha önce bunun tamamını ithal ediyorduk, artık önümüzdeki yıldan itibaren iç piyasadaki talebi karşılayacak üretim kapasitesini devreye almış olacağız."